17 Temmuz 2010 Cumartesi

Bisikletimi Çok Seviyorum

bmx bisiklet

Küçükken Çınarcık'da yazları ne çok bisiklete binerdik. Tam hatırlamıyorum ama o zamanlar Canan'ın da benim de kırmızı pinokyo marka bisikletimiz vardı veya bir pinokyo bir de beyaz büyük bir bisiklet vardı. Net hatırladığım ise BMX marka bisikleri çok havalı bulduğumdur. Vakıf diye bizim mahallenin en yakışıklı çocuğu vardı, onun BMX marka bisikleti vardı. Vakıf'dan dolayı mı bisikleti beğenirdim yoksa gerçekten bisikleti mi havalı bulurdum hiç hatırlamıyorum. Kısaca bisiklet yaz aylarındaki ulaşım aracımızdı. Okullar açılıp İstanbul'a dönünce bindiğimi pek hatırlamıyorum. İstanbul'da da bisiklet vardı ama zavallım balkonda çürüdü gitti  :) 
İstanbul trafiğinde bisiklete binmek yürek ister. Sürücüler son derece saygısızca, babalarının tarlalarındaymış gibi araba kullandıklarından ben bisikletle trafiğe çıkmaya cesaret edemem. Bir ara sahilde biniyordum ama sahile iniş yolunda, içinde maganda dolu bir araba direksiyonu bilerek üstüme kırdığından çok korktum ve İstanbul bisiklet hayatım orada son buldu. Daha sonraları yazlığa da gitmediğimden bisiklet hayatım hepten son buldu. Taa ki İtalya maceram başlayana kadar ...

Şirketim beni şehri tanıyayım diye taşınmadan önce 3 günlüğüne Biella'ya yolladı. Etrafı incelerken yaşlı yaşlı nineler (hayal etmenize yardımcı olayım, Altın Kızlar dizisinde Dorothy'nin annesi Sophie vardı, işte aynı onun gibiler) bisikletle gezmesi dikkatimi çekmişti. Nineler şıkır şıkır giyinmişler, altlarında bisiklet, çantalarını sepete koymuşlar, gezmeye gidiyorlar. Kış aylarında da soğuk falan aldırmadan binmeye devam ediyorlar. Bu yaştaki nineler Türkiye'de sadece ibadet ederler ve sürekli ölümden falan filan bahsederler. Onun dışında da evde oturup TV seyredeler. Kaldı ki bisiklete binip gezmeye gidecekler. Yaşlı dediğime bakmayın, beni gömerler vallaha :) O zaman anladım ki bir bisiklet almak şart, sağlıklı olmanın ilk kurallarından biri sürekli hareket halinde olmak! Dediğim gibi, İstanbul'da bu kolay değil ama en azından gideceğiniz yere taksiyle değil yürüyerek gidebilirsiniz. Haydi, üşengeç olmayalııım, hareket hareket !!!

Oturduğum binanın avlusuna bisikleti bırakmamın yasak olduğunu öğrendiğimde çok bozuldum ama yasaklar delinmek içindir :)ilk aylarda zaten kullanmadım, kış kıyamet, hiç binmedim. Bahar gelince önce öğlen tatillerin, daha sonra akşamları derken bisikleti genellikle avluya bırakmaya başladım. Yasağın sahibi amca ile karşılıklı selamlaşıyoruz, daha bir şey demedi, umarım da demez :) Keşke katlanan bir bisiklet alsaymışım, onu rahatlıkla eve çıkartırdım ve hepimiz mutlu mutlu yaşardık. Decathlon'da bir tane katlanan bisiklet buldum, çok şık bir şey ama kullanışlı mı bilmem. Yanda fotoğrafını koydum, bir gün alırsam onun da yorumlarını kesin yazarım. 

Berlusconi Bisiklete Binerken - BikeMi
Büyük şehre, mesela Milano'ya gelecekseniz bisiklet almanıza gerek bile yok. BikeMi diye bisiklet kiralama yoluyla gideceğiniz yere rahat rahat gidebilirsiniz. Özellikle şehri keşfetmek istiyorsanız süper olur derim :) İtalya'da bisiklete binmek çok yaygın, sürücüler her yerde bisikletlilere çok saygılılar. Yine de dikkatli olun ama ulaşım aracı olarak kesinlikle tavsiye edilir. 

1 yorum:

  1. Merhaba,
    decathlon'un katlanan bisikletlerini kesinlikle tavsiye etmiyorum. Fiyat performans olarak en uygunu fransiz Dahon markasi. Kesenin agzini biraz acabilenler icinse Ingiltere'de tek tek elde birlestirilen Brompton'lar en iyi secenek. 15 saniyede katlaniyor ve bir cok trenin iki koltuk arasindaki sirt bosluguna girebiliyorlar.

    YanıtlaSil