12 Kasım 2010 Cuma

Dünya bir oyun sahnesi


Uzun imparatorluklardan kalan çok sesli kültür mirasları, günümüzde dünyanın turistlik çekim alanlarını oluşturuyor. İnsanlar sanattan mutfağa, tarihten modaya ve yaşam tarzına uzanan bu geniş yelpazeleri keşfetmek ve gizemlerini çözmek için, eski imparatorluk topraklarına şartlanmış bir şekilde ilgi duyuyorlar.

Bir kitap, bir film, belgesel bile yeterli olabiliyor, milyonlarca insanın  bu topraklara akın etmesine.
Şüphesiz İtalya’nın cazibesinin üzerinde Roma İmparatorluğundan kalan miras kadar, çok uzun süre ayakta kalan Şehir Devletlerinin de büyük etkisi var.

İşte bu kültürü, zenginliği ve gizemi daha siyasal birlik sağlanmadan yani İtalya İtalya olmadan keşfeden büyük usta William Shakespear.
Oyunlarının bir çoğu İtalya’da geçer, (‘’Othello’’ ‘’Venedik Taciri’’ ‘’Romeo ve Juliet’’ ‘’İki Centilmen Soylu’’ ‘’Julius Cesar’’ ‘’Antony ve Cleopatra’’ ‘’Troilus ile Cressida’’ ‘’Bir Yaz Gecesi Rüyası’’)

Hep merak etmişimdir, bu deha İngiltere gibi Aristokrasinin ve İhtişamın merkezinde yaşayıp, saray içi çekişmeleri, aristokratlar arasındaki gizli aşkları, entrikaları, hainlikleri, tutkuyu ve kibiri yazmak varken, neden istediğini Roma’da, Verona’da, Venedik’de aramıştır?? Vardır bir sebebi,

Tabii ki;  Othello’dan, Romeo ve Julliet’den replikler dönüyor kafamızın içinde, ama yavaş yavaş….

Önce ufak bir açılış yapalım, Hoşgeldin üstad;

" Yağmuru sevdiğini söylüyorsun ama yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun, güneşi sevdiğini söylüyorsun ama güneş açınca gölgeye kaçıyorsun, rüzgarı sevdiğini söylüyorsun rüzgar çıkınca pencereni örtüyorsun. İşte bundan korkuyorum çünkü beni de sevdiğini söylüyorsun. "  
William Shakespeare

(Mehmet Denli 09.11.2010)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder