9 Ocak 2011 Pazar

Genetik estetik


Endüstriyel Tasarım çağımızın en popüler mesleklerinden bir tanesi. Dünya üzerinde Tasarımcılar çok geniş bir yelpaze içerisinde, çok farklı sektörlere ürün ve hizmet sunuyorlar.
Beyin ve yaratıcılığa dayalı hizmetin maddi bir tanımının olmaması, son kullanıcının farklı mal ve hizmet seçiciliği, dayatma seri üretimin sonunun gelmesi, Doğu Bloğu’nun yıkılması ve Avrupa’da yeni ülkelerin meydana gelmesiyle tek tipten kurtulmak isteyen yeni hedef kitlelerin ve pazarların ortaya çıkması, artan rekabet ve piyasa koşulları; 90’lı yıllardan itibaren bu mesleğin tavan yapmasını sağladı.

Tasarım denince akıla ilk olarak tabi ki İtalya geliyor.
Peki bu bir tesadüf mü?? Veya tersten gidelim İtalyanlar ne yaptılar ki İtalya Tasarımın ve bununla beraber Estetiğin merkezi oldu.

İtalya’da 1925-1943 yılları arasında Faşist Lider Mussolini iktidardaydı. Faşizm o yıllarda Avrupa’nın yükselen değeriydi, Faşist İtalya saldırgan, militarist ve yayılmacı bir politika izliyordu.
Bu dönemde Nazi Almanyası ve Japonya ile yapılan işbirliği 2. Dünya Savaşını hazırlamıştır..
Tarih boyunca işgaller, darbeler, savaşlar, cuntalar bir milleti belirli bir süre için baskı altında tutabildi ama insanoğlu Helenistik Çağdan beri bu dönemlerden çok daha yaratıcı ve güçlü çıktı.
İtalya’da da farklı olmamıştır.Tarih boyunca kan, hüzün ve drama sahne olan bu topraklar, insanlığa en muhteşem sanatçıları, sanat eserlerini, rönesansı, aydınlanmayı sunmuştur.

Mussolini’nin baskıcı ve sınırlayıcı politikaları, yaratıcılığı ve yenilikçiliği tamamen önlüyordu.Tüm üretim kanalları, tasarımlar militarist sistem içerisinde, silah, savunma ve demiryolu için kullanılıyordu.
Bu dönemde mimarlar, savaşa hazırlanan ülke ekonomisinde, yeterli olmayan seri üretime zanaatkar olarak katılmış, yaratıcılıklarını, estetik zekalarını el işçilikleri ile geliştirmişler ve endüstri ile yaratıcılık ilk defa entegre olmuştur. İşte bu ilk kez Mimar – Tasarımcı kavramının kullanılması ve bugünkü Endüstriyel Tasarımcıların ortaya çıkmasıdır.
Savaş öncesi ekonomi içerisinde işlenen malzeme büyük oranda çelikti ve üretim çeşitli değildi, savaş sonrası ahşap ve çelik dışında fibergles, plastik, polyetilen ve polyester gibi yeni malzeme ve hammaddelerin ortaya çıkması ile 50 li yıllardan itibaren tasarım günlük hayata da entegre oldu.

Artık özel olarak dizayn edilmiş, tasarlanmış ürünler, sabah uyandığımız andan itibaren kullandığımız diş fırcasından, bilgisayarımıza, arabamıza, mobilyamıza, çatalımıza kadar hayatımızın içinde.
Otomotivden kuyumculuğa, mobilyadan sanayiye, mimariden modaya hatta mutfağa, sanata, spora kadar İtalyan Tasarımcılar harikalar yaratıyorlar.
Bugün dünyaya yön veren Tasarımlar, Milano’nun, Genova’nın, Firenze’nin dar sokaklarından kasabalarından çıkıyor ve tüm dünyayı büyülüyor.

Mehmet Denli (05.01.2011)

1 yorum:

  1. Bir de burada yasasan kim bilir nasil anlatacaksin?

    YanıtlaSil