13 Ocak 2011 Perşembe

Pete Postlethwait


Pete Postlethwait

Sinema hayattır, hatta ta kendisidir. En duygusuz, kibirli, yaşayamamış insan bile kendisinden bir parça bulur sinemada.
Bir replikte, bir bakışta veya saniyenin 1/10 nunda;  ya kaçan bir hayatı, unutulamayan sevgiliyi, hesap kesilemeyen babayı görürsünüz,
boğaz düğümlenir, etrafa bakarsınız önce ‘’bir gören olur mu diye’’ sonrası malum…

Bir oyuncu çok şey ifade eder sizin için, tek bir anla hayatınız boyunca yakalar sizi, başa sarabilseydiniz o an için belki hayatınızı verirdiniz, size o anı ölünceye kadar o hatırlatır.
İşte bu yüzden bu endüstrinin karar vericileri, istedikleri dayatmayı yapsalar da, gerçek seyirci kendi yıldızını her zaman seçiyor ve ona hakkını teslim ediyor.
Bu doğal seçicilik karşısında hiçbir yapımcı, yatırımcı veya prodüktör duramıyor, bu da sinemayı oyuncu odaklı bir endüstri yapıyor.
Bu da kuşkusuz sinemanın büyüsü.

Hep değişik yönetmenlerle çalışan ve değişik rollerde oynayan, her rolü oynayabilen oyunculardan etkilenmişimdir, yetenek orada gizlidir bence.

Sektör ona çok cömert değildi, yeteneğini göstereceği rolleri kariyerinin son 10 yılında ucundan oynayabildi, afişte adı ilk hiç yazmadı
ama derin bakışlar, muhteşem bir vücut dili, pürüzsüz diksiyon ile iz bıraktı.

Pete Postletwait geçen hafta kansere yenik düştü;

Jurasic Park, Amistad, Romeo and Juliet, The Last Mohikan, Dark Water, Constant, Crimetime, Town, Inception filmogrfisinden kalanlardan,
Ama kim Usual suspects’in Kobayashisini, In the name of the father’ın fatherı’nı unutabilir…..



Oğlu için İrlanda’dan İngiltere’ye gelirken evden ayrılma sahnesi, sorgu odasında karşı odadaki oğlunu gördüğü an,
son ana kadar hapishanede gösterdiği dirayeti ve ölüm anında oğluna sarılma sahnesi bile bir kariyere bedel.
The Town’da hayatının son günlerinde gösterdiği performans hala seanslarda.

Replik yazmayacağım, bu büyük oyuncuyu tek bir an ile sınırlandırmak ona haksızlıktır.
Ben onu her zaman bu sanata beni aşık eden adamlardan biri olarak hatırlayacağım,
kendisine cömert olmayan bu sanata çok şey katan bir usta olarak ona veda edeceğim.
Saygıyla….

Mehmet Denli (13.01.2011)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder