17 Ağustos 2011 Çarşamba

İtalyan meydan, cadde, sokak isimlerinin sahipleri kimler - II

Giuseppe Garibaldi
İtalya'da Vittorio Emmanuel kadar çok göreceğiniz bir başka cadde ismi ise en az onun kadar koyu bir vatansever olan Giuseppe Garibaldi olacak.

1860lı yıllarda Giuseppe Garibaldi
Garibaldi 1807 yılında Nice'de bir balıkçının oğlu olarak doğar. 15 yaşında annesinin dini adam olma baskısından kaçmak için denizlere açılır. 25 yaşına geldiğinde diplomalı bir kaptandır. Bu yıllarda Giuseppe Mazzini liderliğindeki "Genç İtalyanlar" partisine katılır. Partinin hedefi o zamanlar büyük çoğunluğu Avusturya ve Papalık kontrolünde olan İtalya'nın birleşip bağımsızlığını kazanmasıydı. Garibaldi'nin bu harekete katılmasında doğduğu şehir Nice'in 1814 yılında Sardenya-Piemonte Krallığı'na geçmesinin büyük rol oynadığı söylenir. Piemonte Krallığını devirme girişimi başarısız olunca Garibaldi idam cezası alır ve Güney Amerika'ya kaçar.
Yıllarca Güney Amerika'da , Brazilya ve Uruguay'da deniz ticareti yapar. Uruguay'da diktatöre karşı ayaklanmayı kazanan ve Uruguay'a bağımsızlığını kazandıran birliğin başında Garibaldi vardı.
Garibaldi, bu yıllar içinde Londra'da sürgün hayatı süren Mazzini ile bağını hiç kopartmadı. 1848 yılında Avrupa'daki ayaklanmalar olunca Garibaldi Nice'e geri döner. 1849 yılında Sicilya'daki guruplara katılmak için oraya giderken Roma'da kalıp Papalık için savaşan Fransız güçlerine karşı oluşan devrimci hükumete katılmaya karar verir. Bu oluşum Fransızlara karşı savaşı kaybedip, Garibaldi de Güney Amerika'lı karısını burada kaybedince Toskana'ya ve oradan Nice'e kaçar. Nice'den tekrar Amerika kıtasına sürülür. 1850 yıllarının ortasında kadar deniz adamı olarak hayatını sakin bir şekilde sürdürür. Bu yıllarda Londra'da yaşayan ve İtalya'ya dönüş izni çıkan Mazzini'yi ziyaret eder. Mazzini, Sicilya'da toprak alıp çiftlik hayatı sürme planları yapmaktadır. Tabii kafasında İtalya'nın birleşip bağımsızlığını kazanması da vardır. Bu plan artık 2011 yılında İtalya'da 150 yılını kutlayan "İtalya'nın dirilişi" hareketi olarak anılacaktır.
Garibaldi Mayıs 1860 yılında 1000 tane gönüllü ile Sicilya ele geçirilir. Eylül 1860 yılında ise Napoli Krallığı da İtalya'ya bağlanmıştır. 1860 yılında Sardenya Kralı 2. İtalya Kurtuşul Savaşı'nda Avusturya'ya karşı İtalya'ya yardım eden Napoleon III'e Nice'i hediye eder ve Nice Fransa'ya geçer. 1860 yılının sonunda Fransız güçlerin Roma'dan çekilmesiyle Roma da İtalya'ya geçer ve İtalya kurulmuş olur. Giuseppe Garibaldi artık bir kahramandır. 1882 yılında hayatını kaybetti.. Kırmızı gömleği onun imajıdır ve Sicilya'yı beraber fethettiği 1000 gönüllüye "1000 Kırmızı Gömlekli" denirdi.


Couch Surfing

Daha önce nasıl duymadım bilmiyorum ama dünya gezginlerinin facebook'u bu site, yani www.couchsurfing.org
Nedir bu couch surfing? Türkçesi divan arama olarak da söylenebilir. Eğer ekonomik tatil yapmak istiyorsanız bu siteye üye diğer üyelerden onların evinde konaklama izni alıyorsunuz. Eğer o kişi müsaitse sizi kabul ediyor ve onun evinde, onun şartlarında konaklıyorsunuz.
Benim CS ile tanışmam Nisan 2011 gibi oldu. Evimde genellikle misafir olduğundan ben nadiren surfer (konaklayan kişiye surfer deniyor) kabul edebiliyorum. Bu arada mutlaka birisini evinize kabul etmek zorunda değilsiniz. Kahve içmek, kültür alışverişi için de buraya üye olabilirsiniz. Hobilere göre guruplar var. Örneğin bisiklete binmeyi seven birisi Floransa'ya gelecekse o şehrin gurubuna bisiklete binmek isteyen olur mu diye teklif yazabiliyor. Aynı şehirdeki CS üyelerini kaynaştırmak için de organizasyonlar düzenleniyor. Daha önce Hospitality Club üyeleri bunu organizasyonu kurmuşlar. 25 USD vererek buraya yardım edip adresinizi onaylatabiliyorsunuz. Bunun zorunluluğu yok ama kalacak yer ararken seçimde yardımcı oluyor. Verified üyeler genellikle ciddi olanlar olarak düşünebilirsiniz.
Bu organizasyon güvenli mi? Benim iki misafirim de beklediğimden çok iyi çıktılar. Her şehirde CS muhtarları var. Acil durumlarda bunları veya CS merkezini arayabiliyorsunuz. İlk misafirim Litvanya'dan geldi. Dünyalar tatlısı Zelma yaklaşık 60 yaşında ve sırt çantasıyla dünyayı geziyor. Daha sonra Texas'dan 20 yaşındaki Justin geldi. Her ikisi de inanılmaz düzenli insanlardı. Ben misafir konusunda çok seçiciyim. Justin'i kabul ettim ama mesela sadece kadınları kabul ediyorum. Hafta sonu misafir kabul etmiyorum.
Daha hiç gidip başkasında kalmadım ama Stockholm seyahatimde bu organizasyonu kullanmak istiyorum. Onu da ayrı bir yazıda paylaşırım.

12 Ağustos 2011 Cuma

Fransız Rivierası – Monaco ve Eze Köyü


Monaco
Monaco ve Monte Carlo İstiklal Caddesi kadar alana kurulmuş ama zenginlik akan bir ülkecik. Ülkeyi araba ile 5 dakikada turlayabiliyorsunuz. Limandaki tekneler, ki bütün Fransız Riviera’sındaki ortak özellik bu tekneler, saray ve kumarhaneler ülkedeki önemli unsurlar. Bir de Formula 1 var, onu kesinlikle unutmamak lazım. Monaco Grand Prix’si şehir içinde koşulan tek F1 yarışı. Sarayın yanında Napoleon Müzesini de gezdik. Saray’da 12 tane oda geziyorsunuz ama Napolen Müzesi daha hoşuma gitti. Sokakla gayet nezih ama zaten kaç tane sokak var ki! Bir de Monaco Katedrali var. Ben genellikle kiliseye girmem ama Ekin çok güzel olduğunu söylediğinden girdim. Dediğine göre buradaki Çarmıhtaki İsa gülüyormuş. Hemen para var, huzur var diye espri yaptık. Hediyelik eşya alacaksanız bizim gibi sarayın karşısından almayın. Aynıları içerdeki sokaklarda yarı fiyatına. Değişik olarak Monaco birası içtik. Tuborga benzeyen bir tadı var. Açıkçası buradaki halk da zenginliklerinden olacak son derece kibirliler. Benim yaşayabileceğim bir yer değil. Zaten gezmek için yarım gün yeterli. Eğer kumar oynamıyorsanız siz de benim gibi sıkılırsınız, kesin!!! Burasını fotoğraflarla anlatmak daha doğru. Ülke bir kompakt bir makinenın kadrajına sığabiliyor ama Türkiye’den kat kat zengin. Gerisini siz düşünün. Bir tek Grace Kelly'e çok ama çok üzüldüm. Ülkedeki en güzel insanmış ama güzeller çok yaşamaz ki!



şehrin ortasında havuz






ülke bu kadar :)








saray muhafızı

saray meydanı







Monaco Ucubesi (!)
Eze
Eze’den önce Cap D’Ail’e uğramak istedik ancak sahile inmeyi başaramadık. Burada çok tatlı bir sahil varmış, Mala Beach. Siz giderseniz benim için de denize girin. Burada Eze Köyüne devam ettik. Burada bir sahil tarafı var, bir de eski Eze Köyü. Önce eski köyü gezdik. Kayalıklar üstünde. Araba giremiyor. Şato içinde geziniyor gibisiniz. Her yer otel olmuş ama sokaklarda yürümek çok zevkli. Bayağı yokuş tırmanıyorsunuz ama çok şirin şirin sokaklardan aşağı iniyorsunuz. Burayı da fotoğraflarla açıklamak daha güzel olur. Sonra denize inmeye sahile gittik. Deniz maalesef çakıl ve sahilin eni çok dar. Yiyecek içecek alabileceğiniz bir yer ve de kabin yok. Sadece bir özel plaj var ama oraya da bakmadık. Denize girip biraz dinlenip eve döndük.
























11 Ağustos 2011 Perşembe

Fransız Rivierası – Cannes ve Saint Tropez

Cannes
Aslında Cannes’da çok da vakit geçirmedim ama geçirdiğim kadarını anlatasım var. Bir kere St Tropez dönüşü gece 23:30 sularında uğrayıp yemek yedik. Orada sahili ve sahildeki dünya güzeli rus hatunları gördük. Nice’e göre daha cıvıl cıvıl bir şehir. Genç turist daha çok gibi geldi bana. Bir de limanındaki yatlar daha çok. Ben bir gün Ekin ile Sevda’yı Nice’de bırakıp Daniela’nın evini görmek için Cannes’a gittim.

Önce ulaşımdan bahsedeyim. Araba yerine treni tercih edin derim. Nice-Cannes- St Raphael bölgesinde sahil yolu hem çok kalabalık hem de hız limiti var. Tren ile Nice’den 40 dakikada Cannes’a ulaşıyorsunuz. Oradan sahil çok yakın. Eğer direkt Cannes’a gidecekseniz THY’nin Nice veya Toulouse seferlerinden birini kullanabilirsiniz.

Önce özel bir plajda denize girdik. Cannes’da sahil kum ancak su kalabalıktan dolayı bulanık. Bu dönemde sahili boş bulmak neredeyse imkansız. Eğer amacını denize girmek amaçlıysa kesinlikle Nice diyorum. Gittiğimiz plajın adı L’Ecrin, mücevher kutusu demekmiş. Bize yardımcı olan garson Tony oraya çok türk gittiğini söyledi. Giriş 35 Eur ve içecekler kola,bira gibiyse 10-12 Eur, atıştırmalıklar 20 Eur civarında yani pahalı. Ama sessiz sakin bir yerde, 75 yaş üstü estetikli hatunlarla beraber güneşleniyorsunuz. Çok komikler, hepsi dal gibi ve azami hepsinin memeler ve dudaklar silikon. Doğal güzelliğimle (!) damgamı vurdum. Dani’nin evi gördükten sonra meşhur caddesinde alışverişe çıktık. Bu arada lüküs mağazaların olduğu cadde değil, aman yanlış anlamayın. Zara ve H&M her zamanki gibi! Rue D’Antibes civarında gezindik. Trafik gece gündüz çok sıkışık olduğundan Dani ve PG kesinlikle arabalarını almıyorlarmış. Dediğim gibi siz de ya toplu taşıma ya da bisiklet veya tabanvay tercih edin.
Cannes sokaklarında her ülke için böyle şekerler koymuşlar.
 Bizimkisi bayağı fiyakalı yerde :)


L'Ecrin'den sahil

Tropezyen tartı

Daniela'nın evinin balkonundan Cannes sokakları



St Tropez
Şu meşhur St Tropez’i de gördüm ya artık gözüm açık gitmem. Küçücük ama çok güzel bir sahil kasabası. Etraf lüks gözükmese de insanlardaki kibirden son derece pahalı, jet set dolu bir yerde olduğunuzu her saniye hissediyorsunuz. Bizim gib halktan turistler de dolu ama dünyanın her yerinden gelmiş ultra zengin insanlar da dolu. Chanel, Dior gibi markaların dükkanları hep villalarda ve bahçelerinde de son derece lüks lokantalar var. Size tavsiye çok sade ama bir o kadar da şık gidin çünkü o kafelerdeki garsonlar tipinizi beğenmezlerde dönüp bakmıyorlar. Paranızla rezil oluyorsunuz. Biz Nice’den 4,5 saatte varabildiğimiz için maalesef orada az kaldık. Sakın ama sakın araba ile gitmeyin. Nice, Cannes veya St Raphael’den deniz yolu ile ulaşabilirsiniz www.trans-cote-azur.com adresinden güzergahları görebilirsiniz. Nice-St Tropez-Nice 56 Eur. St Tropez’ye geldikten sonra da etrafı gezdiren küçük botlara binebilirsiniz. Tavsiye mutlaka tropezyen tartınını tadın. Buraya özelmiş ve taklit edilemiyormuş. Bütün turizm büroları haritaları bedava verirken burada 2 Eur ödemeniz lazım. Ofiste genellikle butik otellerin reklamları var. Geçerken ben St Raphael’i de çok beğendim. Orada konaklama yapılıp etraf gezilebilir. Anlatacak çok şey yok. Para var, huzur var ve herkes orada mutlu :)
tam yazlık arabası olmuş



St Tropez'nin Reinası



bu mini boy motosiklete bayıldım









parkta yaşlılar mutlu mesut fransız misket oyununu oynuyorlar

meşhur turta



burada küçük gibi dursalar da bu tekneler bizim vapurlardan büyükler