31 Ocak 2012 Salı

Italya'da Kahve Ama Hangi Kahve?

Hic suphesiz ki Italya'ya ayak basan her canli o kahve siparisi verme stresini tadacaktir.

Bakin bu yazimi okuduktan sonra ilk Italya seyahatinizde beni hatirlayacaksiniz. Neden mi? Cunku bu ulkede kahve siparis etmek basli basina bir sanat, eziyet, stres vs vs vs. Espresso seviyorsaniz sanslisiniz ama yaninda sut de seviyorsaniz isler cok karisiyor. Sirf bu durumu anlayabilmek icin gittim kitap aldim. Evet, Sara Rosso diye bir Italyan hatun usenmemis e-kitap yazmis. Kitabin adi ‘How To Order An Italia Coffee in Italy?’ ve inanilmaz yararli. Hos, gecenlerde yine kitlendim ama bir iki saniye icinde hatirladim. Hadi gelin baslayalim …

Ilk bilmeniz gereken Italya’da ayakta kahve icilen yere ‘bar’ deniyor. Once kasadan fis almaniz gerek. Eger ayakta icecekseniz ‘al bar’ diye belirtmeniz gerekebilir. Eger oturarak icecekseniz ‘al tavalo’ demek lazim ki ayni kahveye daha fazla para odersiniz. Fisi aldiniz, barda mucadeleniz basliyor. Herkesin fisi elinde, el havada, onunuzdekine omuz atip kahve siparisinizi veriyor. Soyle dusunun, ici dolu otobus geldi ve ona binmeniz gerekiyor. Biz Turkler en ufak yabancilik cekmeden hemen olaya adapte oluyoruz. Sapsal sapsal bakmaya devam edenler genellikle Isvicreli medeni turistler oluyor.

Italya’da sakin ama sakin Amerikan kahve zincirlerinden aramayin. Starbucks neden yok gibi sorular sakin ama asla sormayin, italyan poposu nasil guler, tecrube etmis olursunuz. Normal kafelere gidip icin. Gereksiz bir bilgi olarak benim en sevdigim kahve markasi Illy, ikincisi ise Lavazza.

Caffè (cahf-FEH): Bildiginiz espresso. Turk kahvesine nasil her seferinde turk kahvesi degil de sadece kahve diyoruz, Italya’da da espressoya basit olarak kahve deniyor. Allah askina ekspreso diye okumayin, okuyani uyarin. Caffè siparis ederseniz onunuze tek yudumluk kahve gelecektir. Bu ne ya demeyin. 
Caffè veya Espresso


Caffè Lungo: Eger 2 yudumluk kahve isterseniz Caffè Lungo siparis etmeniz gerekiyor. Lungo uzun demek. Kahve makinasindan suyu biraz daha gecirerek elde ediliyor.

Caffè Macchiato (Mahk-key-Ah-toe): espressonun ustune birazcik sicak sut konmus hali. Sut kopuklu olmak zorunda degil. Bu nedenle bu kahveyi az olculu cappuccino olarak dusunmeyin.

caffè macchiato
Caffè Macchiato Freddo: yine espresso ve sut var ancak bu sefer sut ve kahve ayri ayri servis ediliyor. Sut soguk veya ilik oluyor.

Cappuccino (Kapuççino): sanirim dunyada en cok bilinen kahve cesidi bu olsa gerek. 25 ml espresso ve 125 ml sut ancak mukemmel cappuccinonun olcusu 1/3 kahve, 1/3 sut ve 1/3 sut kopugu oldugu haliymis. Simdi onemli bir bilgi geliyor. Italya’da cappuccino sadece kahvaltida icilen bir kahve. Sakin yemekten sonra siparis vermeyin. Ben 5 cayi yerine cappuccino iciyorum ama yemek sonrasi kesinlikle icmiyorum. 

Cappuccino
Caffè Latte veya Latte Macchiato: Buharda isitilan sutun uzerine espresso eklenir ve uzun cam bardakta servis edilir. Siparis verirken sadece latte demeyin cunku o zaman sadece isitilmis sut alirsiniz. Mutlaka caffè latte veya latte macchiato demeniz gerekiyor.

Caffè Americano (Amerikano): Cappuccino fincaninda espressonun ustune sicak su eklenerek servis edilen hali. Eger nescafe seviyorsaniz Italya’da nescafe siparis edince bocek muamelesi goreceginizden sizin siparis etmeniz gereken caffè americano’dur.

Caffè Doppio: Iki olcu espresso minik fincanda degil, daha buyuk fincanda servis edilir.

Caffè Stretto (streht-toe) veya Caffè Ristretto (ristreht-toe): Espressonun daha sert olani. Daha az su gecirilir. Tek yudumdan bile az gelir. Cok sert kahve seviyorsaniz tavsiye edilir.

Caffè Corretto (kohr-reht-toe): espressonun uzerine biraz likor konularak servis edilir. Benim favorim Baileys. Italyanlar agir bir yemekten sonra grappa ile iciyorlar. 

Yararli kelimeler:

Freddo : Soguk
Caldo (Kaldo) : Sicak
Panna: Krema
Zucchero (Zukkero) : Seker
Dolceficante (Dolçefikante): tatlandirici
Miele: Bal
Cacao (Kakao): kakao
Tè (Teh): Cay (mutlaka Tè Caldo demeniz lazim ki bizim sicak cay gelsin)
Aqua (Akua): Su






19 Ocak 2012 Perşembe

Lampedusa Adasi'nin Kacak Misafirleri

Bugunlerde Italya gundeminde ekonomik krizden cok 13 Ocak 2012'de meydana gelen gemi kazasi var. Her gece programlarda tartisilir oldu. Benim 2-3 gundur aklimda baska sorun var, onunla ilgili yazmak istiyorum. Oncelikle belirteyim, servet dusmani kesinlikle degilim, parayi da cok cok severim. Aklimdaki soru su; Costa Concordia'da kaybolan turistlerin cani can da Afrika'dan kacmak icin insan tacirlerine binlerce euro veren Afrikali multecilerin can can degil mi? 
Lampedusa Adasi, Sicilya'nin guneyinde ve Tunus'un dogusunda. Insan tacirleri kacak Afrikalilari buraya atip kaderlerine terk ediyorlar. Tabii tasima Costa Concordia standartlarinda degil. Nisan 2011'de kacaklari tasiyan bir geminin batmasiyla 250 kacak Afrikali kayboldu. Arama kurtama calismalari tahmin edeceginiz gibi gunlerce surmedi. Kaybolanlarin cogu kadin ve cocuklar. Haber oyle medyada cok da yer almadi. Nasilsa onlardan cok var, bunlar batsa da yenileri gelecek. TG 24 Haberi


Yine 2011 baharinda, Arap baharindan kacanlarin Fransa'ya gitmek icin ilk duraklari Lampedusa Adasi olmustu. Bu kucucuk adanin kacak misafirlerinin sayisi inanilmaz boyutlara ulasinca (yanlis hatirlamiyorsam 25000 civarindaydi) ada sakinleri donemin basbakani Berlusconi'den yardim istemislerdi. Berlusconi BM'den yardim alip Fransa'ya gecmek isteyen herkese schengen vizesi vermisti. Hatta bu durum Fransa ile Italya arasinda gerginlige yol acmisti. Fransa Italya ile sinirini (Ventimigla) kapatmisti. Zaten Fransa somurmeye gelince en on sirada yer alir ama yardim etmeye gelince de arazi olur. O gocmenlerin 10000 kadari Italya'nin sehirlerine dagitilmisti. 
Butun bunlar insanlari Avrupa'ya kacmaktan alakoyuyor mu? Maalesef hayir, bu insanlik disi insan ticareti her gun devam ediyor. 

18 Ocak 2012 Çarşamba

Cekirdeklerini cikarttim, esmer sekerden organik mandalina receli yaptim

Hic aklimda yoktu ama her sey D&R'da o kitabi gormemle basladi. Rahmetli Erkan Acurol'un yazdigi Ege ve Ayvalik'ta Kis Hazirliklari. Icimin daraldigi su gunlerde beni eglendirir, oyalar diye hemen aldim tabii. Aldim da recel hayatima en zorlarindan biri olan mandalina receli ile baslamama gerek yoktu, degil mi?



Kitap benim en sevdigim corba, tarhana corbasi yapimi tarifiyle basliyor. Bu yaz anneannemin yanina gidip ben de yapacagim. Hedefim Kahramanmaras tarhanasi yapmak. Simdilik konuma, yani mandalina receline donuyorum.


Vallaha televizyonlarda, bloglarda herkesler tariflerde bir degisiklik yapip 'sekerim, bu da benim usulum' diyip hava basiyorlar. Benim neyim eksik? Ben de degisiklik yaptim. Mandalinayi organik, sekeri esmer seker kullandim. Sonucu soruyorsunuz, degil mi? Bildiginiz aci tatli karisik mandalina receli cikti iste. Farki, benim recel kocaman kocaman dilimli :) Kisaca organik mandalina, esmer seker diye kasmayin.


Malzemeler:
1 kg minik boy mandalina
1 yesil limon (lime)
1,5 kg seker
3 bardak su
2 yemek kasigi limon suyu


Mandalinalarin ve yesil limonun ustunu catalla cizin. 2 gun boyunca soguk suda bekletin. Her 6-8 saatte bir soguk su degistirilecek. Sonra bunlari istediginiz gibi dilimleyin. Ben dorde boldum.


2 gun suda beklemis mandalinalar
Simdi de serbeti hazirlayalim. 3 bardak suyun icine 1,5 kg sekeri ekleyin. Seker eridikten sonra 10 dakika kadar daha kaynatin. Bu serbeti de mandalinalarin ustune dokup bu sefer mandalinalarla birlikte kaynatiyoruz. Ben yaklasik 2 saat kisik ateste kaynattim. Boyle agda gibi olunca limonu suyunu ekledim. Sonuc olarak boyle bir recelim oldu. Allahtan ekmegimi recel yaparak kazanmiyorum, ac kalabilirdim. Bu isi Antalya'lilara birakiyorum. Yazin cilek receli de denemek istiyorum. Kitap parasini cikartsin, degil mi? Afiyet olsun





Kaptan, bizi terk etme!

Yil 2005, Dunya'nin en buyuk cruise gemisi operatoru Carnaval Corp.'a bagli Costa Concordia gemisi suya iniyor ancak minik bir sorun var. Denizcilik gelenegi olarak geminin bordasina firlatilan sampanya sisesi bordaya carpmasina ragmen kirilmiyor. Anlatilana gore, sise elle kiriliyor ve geminin kotu talihli olacagi buradan belli oluyor. http://www.youtube.com/watch?v=J7GQyMg7A2U&feature=related Ve yil 2008, Palermo Limani'nda gemi kaza yapiyor. Herkes bunu kirilmayan sampanya sisesinin ugursuzluguna bagliyor. Geliyoruz 13 Ocak 2012'ye ... 13. cuma ve bahtsiz Costa Concordia gemisi 4200 misafiri ve murettebatiyla birlikte Giglio Adasi'nin 150 mt (evet, sadece 150 mt) aciginda karaya oturarak yan yatmaya basliyor. Kazadir, her geminin basina gelebilir ancak burada trajik bir durum var. Gemiyi ilk kaptan, Francesco Schettino, terk ediyor. Sahil Guvenlik kaptana gemiye donmesi icin emir veriyor ama nafile, kaptan kiviriyor. Kaptan telefon konusmasi Hatta bugunlerde her yerde konusmada gecen "Vada a bordo, cazzo!" yani "Gemiye don, alcak herif (aslinda kufur ediyor ama ben yazmadim)"emrinin yazili oldugu tshirtler dolasiyor. Yolculara murettebat sakin olmalarini, teknik bir ariza oldugunu soyluyorlar. Ancak durumun oyle olmadigini cok belli. Kurtulanlarin anlattigina gore Kaptan'dan hic bir emir, bilgi gelmemis. Kaptan coktan gitmis, nasil emir verebilir ki! Giglio Adasi sakinleri ise gemiden gelen cigliklari unutamayacaklarini soyluyorlar. Bu yaziyi yazdigim dakikalarda kurtarma calismalari devam ediyor, hala bulunamayan yolcular var. Carnaval Corp'in hisseleri 14% deger kaybetti. Yolculara odenecek tazminatlarin cok yuksek olacagi soyleniyor. 
Bu yaziyi neden yazdim? Dun aksam seyrettigim program beni cok etkiledi. Gemide resmen can pazari yasanmis. Yaslilarin yuzlerindeki acizlik, cocuklarin cigliklari... Kaderlerine terk edilmis yolcular can yelegi ariyorlar. Bir yolcu ingilizce konusabilen murettebat bulmaya calisiyor. Tam bir kaos ve lider ortada yok! Once kadinlar ve cocuklar denir, gemiyi en son kaptan terk eder denir ... Iste oyle degilmis, bunu anladim. Ben deniz insani degilim, belki gercek denizciler once cocuklari ve kadinlari kurtarirlar. Sonuc olarak siz siz olun, gemi ile seyahate cikacaksaniz Kaptan'in ozgecmisini sorun, geminin acil cikislarini calisin ve bir de can yeleginizi el altinda bulundurun. Kazasiz gunler dilerim. 

Gemiye geri don


13 Ocak 2012 Cuma

Terrible Two


Sıkıntıdan bogazim dugumlendi. Ne yapsam ne etsem derken aklima blogum geldi. Biraz buraya zirlayabilirim, kimse bir sey demez herhalde.


Her ne kadar Floransa'yi cok sevsem de, benim cok sevdigim bir arkadasim gibi olsa da bugunlerde kendimi evimde gibi hissedemiyorum. Bence bebeklerde 'terrible 2' dedikleri seviyenin aynisi gurbette yasayanlar icinde var. Yani en azindan ben bunu yasiyorum. 2. sene sonunda bosluga dusme seviyesi. Mesela ben cami acip imdaaaat diye bagirmak istiyorum ama anlayan cikmayacagi icin hem girtlagima yazik olur hem de bir de sokaktakiler deli derler. Ben de binadakilere rezil oldugumla kalirim diye gulumseyerek hayatima devam ediyorum. Su gunlerdeki tek dusuncem eve donsem mi donmesem mi? Kalsam mi, yok donmek istiyorum ... Kalsam nolcak, donsem nolcak vs vs vs ... 7/24 celiski icinde yasamaya basladim. Konuyu arkadaslarimla konustukca iyice tikandim kaldim. Baslarda 'aman canim, hayirlisi olsun' diyip geciyordum ama durum cok vahim bir hal almaya basladi. Bazen cok normal bir sey bana acayip itici gelebiliyor. Cok salakca bir seye de anormal derecede baglanabiliyorum. Mesela bugunlerde italyanca duymak istemiyorum. Kendimi eve kapattim, sadece yemek kitaplari okuyorum. 20 tane falan yemek kitabi aldim. Tursu tarifi, tarhana tarifi, icli kofte tarifi, incir receli tarifi okuyorum. Pizza gorunce aklima lahmacun, sarap gorunce hemen aklima raki geliyor. Bu yuzden disari cikinca da sadece Turk arkadaslarimla bulusmak istiyorum ya da kulakligimi takip saatlerce bisiklete biniyorum. 


Nolcak bu Fener'in hali diye dalga gectim gectim, simdi sadece nolcak Zehra'nin hali diye kos kos oturuyorum. Yine basa donuyorum, hakkimda hayirlisi olsun noooooooo :(

10 Ocak 2012 Salı

2012'de Sevgililer Gunu'nu Muzede Kutlamak Ister Misiniz?

[Zehra 23.02.2012] Maalesef bu uygulama bu sene kaldirildi. Ben yaziyi kaldirmiyorum. 2013'de devam eder diye umuyorum.

Merhaba Yeni Baslayanlar Icin Italya takipcileri!
Ben Sezgi Uygur, uc sene once Italyan esimle Roma'ya tasindik ve cok sik olmasa da Avventura isimli blogum araciligiyla basimdan gecenleri anlatiyorum. Zehra'nin blogunu ne zamandir begeniyle okuyorum, yeni yilin sanat takvimini sizinle paylasmak icin bir misafir yazi yazayim dedim.



Italya ne kadar kriz kesintilerine ugrasa da sanatla yatip sanatla kalkan bir ulke. UNESCO Dunya Kultur Mirasi listesinde de 47 mirasla birinci sirada (kaynak: wikipedia). (Turkiye'den sadece 10 mirasimizi koruyabilmisiz, onlari da otel yapiyoruz diye iptal ediyorlar yavas yavas.) Ilk Interrail biletimi aldigimdan beri Italya'nin kac muzesini gezmisimdir, Roma'ya yerlestigimden beri kac kere agzim acik eserlere bakakalmisimdir bilmiyorum. Ama ucretsiz olarak girdigim tek bir muze maceram oldu, o da Galleria Borghese'de gorevli eleman, arkadasimin basin kartlarinin ikimiz icinde gecerli oldugunu dusundu, bizden sadece kafa basina 4 yuro randevu ucreti buyurdu sagolsun.  

Siz de benim gibi Italya'ya yerlestigimden beri bir ucretsiz muze gezemedim diyorsaniz bu senenin ajandasini duzenlemeye baslayin derim. Martedi in Arte yani Sanatli Salilar'in 2012'de de devam edecegi aciklandi. Her ayin son salisi, tum Italya'da belirlenen muzelere giris aksam saat 19.00 ile 23.00 arasinda ucretsiz olacak. Henuz bu senenin muze listesi yayinlanmis degil ama gecen seneki listeye buradan bakabilirsiniz. Benim gitmeyi planladigim bir kac muze var, listemi gormek ve secmekte bana yardimci olmak icin bloguma yorum birakabilirsiniz.

Sanatli Salilar disinda, gecen sene oldugu gibi 2012 listesinde de, Sevgililer Gunu'nu muzede kutlamak isteyenlere tek biletle giris, Kadinlar Gunu'nde kadinlara jest olarak ucretsiz giris, Nisan'da kultur haftasi boyunca ucretsiz giris ve 1 Mayis'ta 1euro'luk biletler gibi cok  guzel hareketler goruyoruz. Bunlari not edin, sonra diger blog yazarlari "beles gittim cok eglendim" diye yazarken kafanizi duvarlara vurmayasiniz.

Sezgi Uygur (01.06.2012)