13 Şubat 2012 Pazartesi

Ders konusu: "Permesso di soggiorno" için verilen "ricevuta postale"yi kaybederseniz ne yaparsınız?

İşbu blog yazısı, Işılay Ekin Türkmen'in Zehra Bural ile bu blog aracılığıyla birinci tanışma yıldönümleri şerefine yazılmıştır. (Bkz 33 Mumlu Pasta Yerine 4 Mevsim Pizza yazısının altındaki yorumlar: Bendeniz ve valizlerim Zehra'nın hayatındaki en sürpriz sevgililer günü hediyesi olduğumdan kendisi de bugünlük bana bu kalbi kadar temiz blog sayfasını doldurmam için hediye etti  sağolsun.)
Efendim beni tanıyanlar az çok şaşkın seyahat maceralarımı bildiğinden onlara değil de kalanlara rezil rüsva olma pahasına herşeyi anlatacağım. O kadar seviyorum yani Zeira'yı.
Ders konusu: "Permesso di soggiorno" için verilen "ricevuta postale"yi  kaybederseniz ne yaparsınız?
Safsata dinlemeyip direkt yukarıdaki sorunun cevabını öğrenmek isteyenler için en aşağıda özetler var . Susan Miller okuya okuya az biraz kendisine benzemedik değil yani..
Gelelim hikayeye.. Önceki hafta Istanbul'da pazartesi günü öğlen valizimi hazırlamaya başladım. Derdim ne? Salı günü sabah Bologna uçağıyla Floransa'ya gelmek. Zaten hiç de özlememişim bu minik güzel şehrin ne dar sokaklarını ,ne eski köprüsünü, ne tipik Toskana yemeklerini.. Zaten Istanbul'da sevgilim varken , rakı-balık varken, kebap sofraları varken kırmızı bisikletimin lafı mı olur .. Zaten 35 yaşımı da yeni bitirmiş ama kutlamamışım bile, canım sıkılmış biraz  o iki rakamın öyle yanyana duruşuna.. Dilimde sürekli "Gitmek istemiyoruuum, gitmek istemiyoruum"..  Gözler de ağlamaklı.. Tanrı kıyamadı sanırım bana  ve dedi ki "Bu kızın 'ricevuta postale'sini bir ortalıktan yokedeyim ki elinde İtalya'ya giriş yapabilecek bir belgesi olmasın da gidemesin,yazık.."
Son paragrafı baştan okuyunca ben de Tanrı olsam öyle yapardım gibime geldi.
Ben sizi biraz daha geriye götüreyim. 2011 sonunda İtalya'da oturma iznim de vizem de sona erdiği için Türkiye'ye gitmeden oturma iznimi yenilemek için başvurdum. Burada "permesso di soggiorno" denilen oturma izni için postaneye başvurulur, onlar da size  yabancılar şubeye gideceginiz günü ve saati belirten bir randevu  yazısı ve üzerinde  ID no olan bir makbuz yani "ricevuta postale" verirler (bkz Permesso di Soggiorno Almak) ve derler ki " Kartınızı alana dek sakın ama sakın bunu kaybetmeyin." Çünkü kimlik yerine geçer ve bu makbuzla vizeniz olmasa da ülkenize gidip gelebilirsiniz.
Yılbaşını Floransa'da, oramıza buramıza isabet eden yatay havai fişekler arasında geçirdikten sonra İtalya'dan çıkarken "Ama siz vize tarihinden fazla kalmışsınız" diyen THY kontuar görevlisine caart diye çıkardığım caaanım "ricevuta postale"mi ve randevu yazısını memleketime dönünce evde çok güvenli bir yere  okşayarak falan koydum. Üzerinde randevu günü 3 şubat 2012 cuma  saat 09:23 olarak yazıyordu. Böylesi önemli bir evrağı öööyle nadasa bırakmışım meğer. Kendisiyle son görüşmemiz o günmüş, zira başta bahsettiğim valizimi hazırlama esnasında farkettim ki arkasından hatıra olarak sadece zarfını bırakmış. O an adrenalinle beraber  salgılanan "şapşallık ve dımdızlak kalmışlık hissiyatı" nın tüm hücrelerimi sarması saniye almadı. (Bu duyguya pek bir alışığımdır)  Günü hebele hübele halinde her yeri didik didik ederek, geceyi de kar ve tipi nedeniyle iptal olan uçuşlar yüzünden ulaşması namümkün olan THY ve TAV'dan bilgi alabilmek için ahizeyle sevişerek geçirdim. Makbuzdaki ID numarasını bildiğimden, acaba dedim beni THY sonra da pasaport polisi elimde evrak olmadan geçirir mi, İtalya'ya ulaştım mı gerisini hallederim (mi acabeysa?). Olumlu görünür yanıtlar aldım ama beni rahat bırakmayan acabalar sonucu sabaha doğru bu fikirden vazgeçtim ve uçağımı perşembeye aktardım ki cuma randevuya gidebileyim.Tüm akşam boyu uğraşlarım boşa mı gitti? Yok canım size öyle geliyor.. Geri dönüşüme yolladım, kabarık bir telefon faturasına çevrildi. Bu süper hareketimle diğer bir kazançlı da THY oldu.Tam bir sene önce millerimle aldığım ödül biletimin tarihini aksilikler nedeniyle 6. kere değiştirmem nedeniyle cezalar dahil ödediğim toplam  para gidiş geliş business class uçak bileti ücretine ulaştı. Bakınız milli ekonomimize ne kadar faydalı bir vatandaşım.

Ertesi gün elimde ID numaramla hemen İtalyan Konsolosluğu'na gittim. Bu noktada size sadece,  İtalyan Konsolosluğu'na sıfırdan evraksız başvuru yapıp  vize almayı 2 günde başardığımı söyleyeyim ki üzerinizde  "ne kadar tuttuğunu koparan , ne kadar azimli" biri olduğum izlenimi oluşsun . Halbuki o 2 günü, istenen evrakları toparlayacağım diye kar ve tipiyle mücadele ederek düşe kalka koşturduğumu, tutanak tutturmak için gittiğim Etiler Karakolu'ndan -kaybettiğim evrağın ne olduğunu anlamadıklarından- canım Türk polisimle oturup bir saat muhabbet edip çay içip çıktığımı,  her seferinde Postacılar Sokak'ın tepesinden kendimi o dar yokuşa atıp yuvarlanarak konsolosluğa minik bir çığ yumağı şeklinde ulaştığımı, konsolosluğun  kapısının önünü kaygan seramikle döşeyen aziz insana saygı duyarak attığım ardışık taklalarla karşı binadakilere bayağı bir eğlence kaynağı olduğumu, konsolosluktan telefon beklerken vaktimi Atlas Pasaj'ında ekürim Yaşam'ın çalıştığı rengarenk dükkanda tezgahtarlık denemeleri yaparak geçirdiğimi ("Sizde Şirinler var mı ?" diye soran müşteriye  "Biblosu yok ama ben varım!" diye kikirdememek gerekiyormuş sanırım), efendime söyleyeyim düşünce ıslanan popomu sıcak tutmak için tek bulduğum kapalı yer olan MSGSF Dali Sergisi'nde kendisinin  İlahi Komedya figürleri arasında kendi komedyama acı acı gülerek geçirdiğimi anlatırsam çok salak bir loser profili çizmiş olurum.. O yüzden bu alt metini sizden saklamak durumundayım.
Sonuçta inanamazsınız perşembe sabahı havaalanındaydım. Tipiye rağmen uçuşu iptal etmediler oleyyy derken, o günkü seyahatimden başka bir blog yazısı olabilecek bir ders çıktı sizlereee: Uçağınız Bologna yerine Venedik'e inerse ve tren seferleri iptalse ne yaparsınız? veyahut: Istanbul'dan Floransa'ya her tür ulaşım aracı kullanarak elleriniz valiz dolu halde 15 saatte nasıl varırsınız?
Ne inatmış anacım geldim vallahi. Ertesi sabahın köründe de yabancılar şubeye gittim. Biraz koşturarak tutanak tutturup geri gelip sıramı bekledim minik Çin ve Fas Halkları Çoluklu Çocuklu Cumhuriyeti içinde.  Ne zaman bir yerde sıraya girecek olsam, gaipten  beliren bir dizi çekik gözlü insan hızlı çekimle önüme diziliverir, mal gibi kalıveririm en arkalarında, şaşmadı yine. Numaram yanınca gişeye davrandığım anda 2 tane Çinli anlamadığım şekilde cırt diye gişeye yapıştı. "wing wong cung " dediler, ben de "bikbikbik" dedim anlaşamadık. Gişe görevlisi sıra fişimi görünce evraklarımı istedi, ellerimi boş görünce "ananı da al git " dedi; ben de boynu bükük yerime oturdum. Neyse sonuçta iyi halimden ve sanırım şirin şirin salladığım atkuyruğumdan kelli işimi halletti kendisi, inanmazsınız eksik olan fotokopimi bile çekti.
Haa geldim de ne oldu?.. Soğuktan dışarı adım atamıyorum.. Zeira , David'in buz tutan pipisini fotoğraflayan Caponları fotoğraflamaya çıktı, ben de onun evinde oturmuş Boğaz tablosuna bakarak "Ah İstanbul" diye iç geçirmekteyim..
Birkaç günde yaşadıklarımı sevgili blog yazarınıza anlatınca "Kusura bakma gülüyorum ama.." diyip durdu. Hiç problem değil Zeiracım, ben bu süre içinde niyeyse bir an olsun moral bozukluğu yaşamadım ki, ben de hala gülüyorum. Bünye yalama oldu hatta meme yaptı artık o derece alışığım aksiliklere.. Pişmiş tavuk , Bedevi, kutup ayısı , hepsini tek geçerim ama bir farkım var benim! Ne yapar eder sonunda işin içinden sıyrılırım.
Yeni maceralar sizin olsun, ben bir süre seyahat etmeyeceğim sanırım..

Faydalı bilgiler :
1. Oturma iznine başvurduğunuzda postaneden verilen kağıtları sakın kaybetmeyin. Eğer vizeniz yoksa bu kağıtla İtalya ile Türkiye arasında gidip gelebilirsiniz, tek şart uçuşun direkt olması, yani başka bir Avrupa  ülkesinden aktarma yapamazsınız.Avrupa içinde seyahat etmek isterseniz de olur ancak gidiş dönüş uçuşunuzun aynı havayoluyla olmasını şart koşuyorlar. Yoksa mazallah Zehra'nın da deneyimlediği gibi havayolu polisleriyle tatlı dakikalar geçirebilirsiniz.
2. Oldu ki kaybettiniz, önce "questura"nın "ufficio denunce" sine gidip kağıtlarınızı kaybettiğinize dair tutanak tutturun ve bunu randevu gününüzde götürün.
3. Eğer size verilen randevu gününde orada olamayacaksanız hiç telaşlanmayın, sonradan gidilse de oluyormuş. (Ah niye kimse bunu bana söylemedi ki!)
4. Eğer ricevuta postaleyi değil de carta di permesso di soggiorno 'yu kaybettiyseniz önce tutanak tutturun, bununla beraber bir marca da bollo ile postaneye gidip  kit modulo 1  doldurup yeni kart başvurusu yaparsanız şahane olur.
5. Eğer bu ikisinden birini Türkiye'de kaybettiyseniz ve vizeniz yoksa tekrar konsolosluktan vize çıkarmanız gerekir.
6. Sanırım en kötü seçenek bu. Oturma izninizi başka bir ülkede kaybettiyseniz -ki başıma gelecek gibi olmuştu da bir hayırsever plajda kaybettiğim cüzdanımı bana ulaştırmıştı- cevabı bilmiyorum o yüzden kaybetmeyin.
7. Her zaman postaneden verilen kağıtların, oturma izni kartınızın, pasaportunuzun bir   fotokopisini bir kenarda saklayın.
8.Oturma izniniz varsa Türkiye'ye **-** giriş çıkışlarda yurtdışı çıkış pulu almanıza gerek olmadığını biliyorsunuzdur sanırım. Türkiye'den çıkarken tax-free de yapabilirsiniz ama  iade oranı çok düşük %2.5 civarı.
Bitti.
Işılay Ekin Türkmen  Floransa'dan sevgilerle bildirdi.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder