30 Nisan 2012 Pazartesi

Taklitlerinden Sakininiz ...

Biutiful filmini izlediniz mi? Izlemediyseniz siddetle tavsiye ederim. Muhtemelen filmden sonra sokaktaki zencilerden bir cop almazsiniz. O gariban zenciler para kazanmasin diye degil, onlari somuren caniler para kazanmasin diye elinizi surmezsiniz. 


Yazin gelmesiyle Floransa'nin turist sayisi bayagi artti. Aksam ustune dogru ana caddeler bir anda zencilerle ve onlarin 2 saniyede yere kurduklari tezgahlarla doluyor. Gucci, Prada canta, kemer, ayakkabi vs vs vs. Anlatmama gerek yok, hepiniz goruntunun nasil oldugunu gayet iyi biliyorsunuz. 


Eskiden telif hakki yasasi geregi bu zencilerin mallarina zabita el koyardi ve ceza onlara kesiliyordu ancak artik kurallar degisti ve onlardan alisveris yapanlara ceza kesiliyor. Siz siz olun, sakin ama sakin bir cop almayin. Almadiginiz gibi tezgah onunde de durmayin. Kim gorecek demeyin cunku etraf sivil zabita dolu.

Zabitaya Italya'da Guardia di Finanza (GDF) deniyor. Gorev yetkileri Turkiye'deki zabita ile ayni mi tam bilmiyorum ama asagi yukari ayni. Italya'da bir de Polizia Municipale (PM), bunlar da her belediyenin kendi polisi. Gri uniformalari ve yesil sapkalari olanlar GDF, lacivert uniforma ve beyaz sapkali olanlar ise PM. Her turku mali is GDF'nin gorev alanina giriyor. Mesela Prato sehrindeki Cin mafyasi bu arkadaslarin gozetimi altinda. Haftada 3-4 defa bir imalathaneyi basiyorlar. Monti Hukumetiyle birlikte Italyanlarin basina bela olan sıkı vergi kontrollerini de yine GDF yapiyor. 


GDF

PM
Sonuc olarak Italya'ya geldiniz, aman taklit urun alip bosuna ceza yemeyin. Illa taklit mi alacaksiniz, pasa pasa gidip Kapali Carsi'dan alin ...

Vedat Milor'un izinde Bergamo...


Italya'ya yeni tasindigim 2009 yilinin ortasinda sevgili Vedat Milor da Akdeniz Lokanta ve Sarap Rehberi - Italya kitabini yeni yayinlamisti. Tabii buyuk bir hevesle kutuphaneme hemen ekledim. Gecen hafta sonuna kadar o kitaptan sadece bir yere gitmistim. O da Floransa'daki Cibreo ki zaten Cibreo'ya gitmek icin o kitaba ihtiyaciniz yok. Zaten hali hazirda cok unlu bir yer. Bu kitaptaki tavsiyeleri daha cok arkadaslarima soylemistim. Vedat Milor'un sarkuteri zevki aramizda 'Sakatatci Vedat' diye espri konusu olmustur. Uzatmiyim, sonunda bir sarkuteriyi denedim ve bayagi begendim. Ne bir gurmeyim ne de bir Buona Forchetta ama bildiginiz turist olarak ne yediysem, ictiysem direkt anlatiyorum. 

Bergamo sehri'nin tepesindeki Città Alta merkezinde bulunan Al Donizetti o civardaki en sirin mekanlardan biri. Bir mekana sirin demek ne kadar dogru bilmiyorum ama hadi gelin şık diyelim. Sevgili Milor kitabinda ne tavsiye ettiyse hepsini ismarladik. Bir sise sarabi bitiremeyecegimizden bir kadeh o gun servisine baslanan yerel Rose sarabindan ve bir kadeh de yerel kirmizi sarap (Merlot) ismarladik. Lardi disindakilerin hepsini begendim. Cok lezzetliydi ama sadece yag oldugundan biraz agir geldi. Acikcasi burasi guzel yemekleri icin gelinen bir yer degil, ki zaten Milor da kitabinda servisin gevsek oldugunu yazmis. Sadece peynir tabagi ismarlayip sakin bir ortamda sarap icmek icin ugrayin derim. Kisacasi sarkuteri. Ayrica mekanin kartinda da 'Peynir, Salam ve Sarap Tadimi' yaziyor. Butun bu yedigimiz ictigimize 80 EUR odedik. Rose sarap ve Lardi ismarlamazsaniz kisi basi 25-30 EUR odersiniz. 
Fotograf makinasinin objektifiyle daha yeni yeni hasir nesir olmaya basladigimdan fotograflari istedigim gibi cekememisim. Umarim begenirsiniz ...


Giris

Mekanda her yerde mumlar var

Tatli icin acik bufe var

Proseccolar buz kovasinda

tatli acik bufe

Kadeh saraplari bunlardan seciyorsunuz

Menu

Italyan sofralarinin olmazsa olmazi
sizma zeytinyag, aceto balsamico, tuz, karabiber

Degustazione di salumi misti 

Degustazione di Lardi

Degustazione di formaggi misti

Casoncelli alla Bergamasca

Icerde tatli acik bufeye devam

Mutfak hemen kasanin yaninda

Adres:
Al Donizetti
Via Gombito, 17/A Città Alta Bergamo
Tel: +39 035 242661

                                           





26 Nisan 2012 Perşembe

Lezzetli Catal (La Buona Forchetta)

Modern Fransiz Mutfagi'nin vazgecilmezi olan soslarin aslinda Italya'dan, daha dogrusu Floransa'dan Paris'e gittigini biliyor muydunuz? Ya peki Fransizlarin catal kullanmayi bir Floransali'dan ogrendigini?

Gunluk hayatta kullandigimiz, son derece basit aletlerin hikayelerini ogrenmeyi cok eglenci buluyorum. The Florentine dergisinde Catherine Dé Medici (katerine dö mediçi diye okunur) ile ilgili yaziyi okurken bildigimiz catalin hikayesini de ogrenmis oldum. Konu Floransali bir aile ile ilgili oldugundan hemen hikayeyi size aktariyorum. 

Italyancada cok kullanilan bir deyim var, La Buona Forchetta (la buona forketta diye okunur). Turkceye tam cevirecek olursaniz 'Lezzetli Catal' demek. Italyancada ise gurme, lezzetli yemek yemeyi seven ve iyi yemekten anlayan kisiler icin kullanilan bir deyim. Simdi biz soframizin vazgecilmezi catalin hikayesine donelim...

Catherine Dé Medici
Catherine Dé Medici

1533 yilinda Catherine Dé Medici (CDM) daha 14 yasindayken, ileride Fransa krali olacak olan Henry II ile evlendirilerek Paris'e tasiniyor. Bu evlilik Fransiz mutfaginin da degisimi oluyor. Unlu Fransiz sef Raymond Oliver CDM'nin Paris'e gelip mutfagi degistirmesine 'Revolution of 1533' (1533 Ihtilali) diyor. CDM Fransiz ascilara sos yapimini ogretiyor. CDM Paris'e giderken sadece gastronomi bilgisini degil ceyizinde catali da goturuyor.

Catal ingilizcede fork, italyancada ise forchetta demek. Latincedeki saman tirpani anlamina gelen furca (furka okunur) kelimesinden turetilmis. Eskiden yemekler ya haslanmis ya da kizartilmis olarak hazirlandigindan masada sadece kasik ve bicak olurmus. Hatta cogu zaman sadece bicak olurmus. 1611 yilinda Ingilizin biri catali Italya'dan Ingiltere'ye goturunce Ingiliz din adamlari buna cok karsi cikip 'Allahin verdigi yemeklere sadece Allahin verdigi el dokunabilir' diye kullanmayi reddetmisler. 

Ilk catal kullanimi antik Yunan ve Roma donemlerinde goruluyor ama simdiki gibi degil, iki disli catallar. Avrupa'da tekrar kullanilmaya baslamasi 11. yy'da Floransa ve Venedik'de basliyor. Ronesansa kadar da sadece bu sehirdeki kultur seviyesi yuksek aileler masalarinda catala yer veriyorlar. Medici Ailesinin ronesansi baslatmasiyla tum Italya genelinde catal da masadaki yerini aliyor. O gunlerde guzel yemek isteyen, yemekten anlayanlara sadece asil ailelerin catali kullanmasindan dolayi 'Lezzetli Catal' anlamina gelen 'La Buona Forchetta' denmeye baslamis. 

CDM inatci kisiligi ile masa duzenini de degistiryor. Mesela CDM'den once butun yemekler bir anda sofrada servis edilirmis. CDM bunun bir sirasi oldugunu ve hepsinin bir anda degil, ayri ayri servis edilmesini ogretmis. Hani su hepimizin kafasini karistiran bir suru catal-bicak var ya, o duzeninin annesi CDM diyebiliriz :) Fransizlara herkesin ayri catali, bicagi, kasigi olmasi gerektigini ogreten asil Floransalimiz CDM. 

Sofra Düzeni
Sofra duzenine bir ornek
Medici Ailesi Dunya Sanat Tarihi'ne cok buyuk katkilari olmus bir aile. Hukumdarliklarini surdurmek icin (yaklasik 400 yil) cok vahset islemisler ama yukaridaki gibi ozelliklerini okuyunca bu aileye cok saygi duyuyorum. Hep lezzetli yemekler yemeniz dilegimle ...



Italya Italya'ya Karsi ...


“Eat, Pray, Love”, “Under The Tuscan Sun” veya “Letters to Juliet” … Bu filmlerin ortak ozellikler hepsi Hollywood yapimi ve hepsinde Amerikali , her seyden cok ama cok slklLmls, degisim isteyen ama bir turlu gerceklestiremeyen, isinde basarili bir kadinin eski veya yeni(!) askini bulmak icin kendini bir anda Italya’da buluyor olmasi. Filmler cok guzel Italya manzaralari esliginde surup gidiyor. Toskana Vadisine bakan uzun sofralar, saraplar, kahkaha atan neseli Italyanlar, etrafta gezinen yakisikli Italyan erkekleri, kirmizi Vespalar vs vs vs. Dun aksam Letters to Juliet’i seyrederken ‘ay ne guzel yerler’ diye dusunurken buldum kendimi.  Zeki Zehroshum, sen zaten oralarda yasiyorsun. Eee o zaman sorun nedir? Sorun yok, aslinda o filmlerdeki gibi bir Italya yok, vallahi yok… 

'Under The Tuscan Sun'


'Eat Pray Love'


'Letters to Juliet'

Boyle bir yazi yazma fikri aklima soyle geldi; su anda okudugum kitaplardan biri olan “The Dark Heart of Italy (Italya'nin Karanlik Kalbi)”’nin yazari Tobias Jones ile cok farkli kulturlerden geliyor olmamiza ragmen ayni konulara takilmis olmamizdandir. Jones kitaba soyle basliyor; Herkes Italya’ya geliyor, yiyor, iciyor ama kimse kotu yanlarini gormuyor, gormek istemiyor, gostermiyorlar... Jones bir gazeteci ve 4 yil dag tas Italya’yi gezip, roportajlar yapip bu kitabi yazmis. Italya’ya 'Muz Kralligi' diyor. Ben o kadar sert dusunmuyorum. Zaten dusunsem de Italyanlar sert bir sekilde ‘Siz kendinize (Turklere) bakin!’ diye tepki gosteriyorlar. Ancak bir Amerikali veya Ingiliz elestirince sus pus oturup ulkelerinden utaniyorlar. 

Asagidaki yazacaklarimda kesinlikle Italya’yi karalamak gibi bir dusuncem yok. Zaten bu benim haddim degil. Ancak bir turist degil de burada yasayan bir Turk olarak dusuncelerimi yazmak istedim. Zaten bu blogda da 2,5 yildir bunu yapmaya calisiyorum. Italya’da yasayan her Turk de benim gibi dusunmek zorunda degil. Dedim ya bunlar benim gorduklerimden, yasadiklarimdan cikardigim bir kac sonuc… Benim traji-komik tecrubelerim …


Italya’ya ilk defa geldiyseniz istisnasiz yapacaginiz bir hareket var. Etraftaki Italyanlardan duydugunuz kelimeleri surekli tekrar etmek. Dante Italya’nin farkli yorelerindeki en guzel kelimeleri secip Modern Italyancayi olusturdugu icin Italyan dili dunyanin en muzikal dili. Mesela annem cinquanta’ya (yani sayi olan elli-çinkuanta diye okunur) takmis durumda. Daha once dodici’ye (oniki-dodiçi diye okunur) takilan olmustu. Genellikle sonu –mente ile biten kelimeler daha neseli ses cikardigindan bunlara takilan cok oluyor.  Sadece Italya’da ve Guney Isvicre’de konusulmasina ragmen en cok ogrenilen dillerden biri. Tek kelime anlamiyorsaniz bile dinlemek cok eglenceli ama anlamaya basladiginizda ise maalesef cekilmez oluyor. Cunku Italyanlar kadar cok ve bos konusan baska bir millet yoktur. Sacma sapan bir konu uzerine saatlerce sacmalama kapasitesine sahipler. Trende, otobusde kulaklikla seyahat etmemim basilica sebebi bu. Bazen ‘Susun Uleeeyn!’ diye bagirasim geliyor. Kisacasi turistlerin asik oldugu italyanca burada yasayinca kabusa donusebiliyor. 


Burada yasayan yabancilarin yasadigi sorunundan biri de her sehrin kendine gore bir dialekti olmasi. O kadar farkli ki yabancilari cileden cikartiyor. Ornek; ‘Che Cosa’(ke kosa diye okunur) Italyancada ‘Nedir?’ demek. Floransa dialektinde ise ‘Che Cosa’ oluyor size ‘IcChe?’ (ik-ke diye okunur). Zaten italyanca cok zor, bir de adamlar sana dialekt konusunca ‘ay bayilzeeem’ moduna giriyorsunuz. Floransa yine iyi, burasi oyle veya boyle ingilizce konusan dolu. Diger bolgelerde ingilizcenin varligindan bile haberleri yok. Dil konusunda cikmaza dustugunuz cok oluyor, sakin sinirlenmeyin! Allahlari var, italyanlar el kol isaretleri okuyabildiklerinden iletisimde pek sorun yasamadim. Bu arada burokrasi italyancasi konusunu hic acmiyorum ki onu zaten italyanlar da anlamiyorlarmis. 


Italya konu oldugunda kesinlikle inanmamaniz gereken bir baska bir sey ise “Turklerle Italyanlar birbirlerine cok benziyorlar” yalani! Evet, Akdeniz kulturunden dolayi benzer yanlarimiz var ama o benzerlik butun Akdeniz ulke halklarinin ortak ozellikleri, sadece Italya-Turkiye arasinda degil. Her seyden once sunu bilmelisiniz, Italya halki kendi icinde bile o kadar farkli ki bir Milanolu ile bir Palermolu akla kara kadar farklilar. Turk Italyana benziyor diyince hangisine benzeteceksiniz? Ikisi de Italyan ama ikisi de cok cok farkli. Burada anlamadigim bir konu sehirlerin birbirlerinden nefreti. Ama oyle boyle bir nefret degil. Ornek; aralarinda sadece 50 km uzaklik olmasina ragmen Pisa sehri ile Lucca sehri halklari birbirinden nefret ediyorlar. Buralara araba ile seyahat edecek olursaniz dikkat edin. Yollarda Pisa yonunu gosteren oklarin altinda hep ‘Merda’ (Italyanca bok demek) yazar (bakiniz asagidaki foto). Yani adamlar usenmeyip arabadan inip bunu yazacak kadar nefret ediyorlar. Onu gecin Floransa’da asil Floransalilarin nehrin Katedral tarafinda, yani Lungoarno bolumunde yasayanlar oldugu soyleniyor. Diger taraftakiler, yani Sopr’Arno tarafindakiler, yanasmalarmis. Yil 2012 ama ciddi ciddi bu kavga her yerde var. Bu kavgada Floransalilar kendilerinin gercek Italyanlar olduklarini soyluyorlar. Bence de haklilar cunku diger butun bolgeler hep baska ulkelerinmis ve 151 yil once Garibaldi sayesinde birlesmisler. Ancak uzerinden 151 yil gecmis, hala bu neyin irkciligi, anlamiyorum. 


Pisa Merda
Benzerlik diyince aklima geldi, politik acidan inanilmaz benziyoruz. Basbakan kim olursa olsun cikan sozler hep ayni. Hatta iddia ediyorum, Italyan kanallarindaki haberlerde Roma yerine Ankara, Italya yerine Turkiye koyup haberleri Turkiye kanallarinda sunun, kimse ‘Ne diyor bunlar be?’ diye dusunmez cunku gercekten ekonomik, politik sorunlar, partiler, parti liderleri hep Turkiye'dekilerle aynilar. Belki bu diger ulkelerde de boyledir ama ben sadece Italya-Turkiye karsilastirmasi yapabiliyorum. TV kanallari ise ayni sacma sapanliklarla dolu ama bu durum dunya genelinde gecerli. Medya patronlari hukumetlerin de yandaslari olduklarindan halki oyalamanin yolunu bir sekilde buluyorlar. 


Bir benzerlik daha, futbol! Sike skandallarina kadar ayni diyebiliriz. Ayni taraftar yorumlari, ayni sonuclar ... 


Simdilik bu kadar, daha sonra yine bu konu hakkinda yazacagim... Ne varsa benim guzel Turkiye'mde var!

3 Nisan 2012 Salı

Forbes 2012 Italya'nin en zengin 10 kisisi

Italya'dan once hemen Dunya'nin en zenginleri ile baslamak istiyorum. Madem cenemiz yorulacak, tam yorulsun.
Dunya'nin en zengin adami 69 milyar USD ile Meksikali Carlos Slim Helu ve ailesi. Sonra 61 milyar USD ile Bill Gates geliyor. Ucuncu zengin ise Warren Buffet ve kendisinin 44 milyar USD kadar serveti var. Benim kazancimi yatirdigim Inditex Grubu'nun (Zara Magazalari) sahibi  Amancio Ortega 37,5 milyar USD ile Dunya'nin 5. zengini. 
Italya'ya geldigimizde Nisan 2012 itibariyle Italya'nin gundemi maalesef pek ic acici degil. Issizlik rekor duzeyde, satislar durmus durumda, genclerin gelecekten umidi yok. Kurtarici olarak gelen Monti Hukumeti ise vergi kacakciligi ile mucadele icinde. Patronlardan cok sert tepkiler aliyor. Klasik 'Istenmiyorsam ceker giderim' demecleri ... Bana cok tanidik geliyor cunku canim ulkemde de senaryo hep ayni. Neyse bunlari birakip zenginlere donelim...
Michele Ferrero
Forbes Dergisi'ne gore Italya'nin en zengini Michele Ferrero ve Ailesi. Nutella'nin ve Kinder'in de sahibi olan Ferrero Ailesi Dunya'nin 23. zengini olarak siralanmislar. Italya zenginleri ve ne is yaptiklarinin listesi ise soyle:
1. Michele Ferrero - Ferrero (Cikolata) - 14,2 milyar €
2. Leonardo Del Vecchio - Luxottica (Gozluk) - 8,6 milyar €
3. Giorgio Armani - Armani (Tekstil) - 5,4 milyar €
4. Miuccia Prada - Prada (Tekstil) - 5,1 milyar €
5. Paolo-Gianfelice Rocca - Techint (Finans) - 4,5 milyar €
6. Silvio Berlusconi - Media Set/Fininvest - 4,4 milyar €
7. Patrizio Bertelli - Prada (Tekstil) - 2,77 milyar €
8. Stefano Pessina - Unichem (Kimya) - 1,95 milyar €
9. Benetton Ailesi - Benetton (Tekstil-Insaat) - 1,5 milyar €
10. Mario Moretti - Geox (Ayakkabi) - 1,35 milyar €