3 Şubat 2014 Pazartesi

Bir Yurda Dönüş Hikayesi - Son Bölüm

13 ay bitti ve artık İtalya'yı o kadar çok özlemiyorum. Tamam, arada azıcık ufacık minnacık özlüyorum tabii ama olacak o kadar! Meselaaa bisikletimi hala çok çok çok özlüyorum. Melike ve Ekin ile aperativoya gidip geyik yapmayı çok özlüyorum. Sei Divino'da aperol spritz içmeyi özlüyorum. Floransa'nın kusursuz mimarisini özlüyorum. Yasemin ve onun süper tatlı sıpalarını özlüyorum. Özlem ile çay-kısır gecelerimizi özlüyorum ama artık Özlem de İstanbul'da yaşıyor ve akşamları iş çıkışı yine çay/kısır geceleri yapıyoruz. Sonracığımaaa Kocakafalı Federicocuğumu çok özlüyorum amaaaa insanın kendi evi de başka güzel be! İnanmazsınız doblo sürücülerine bile alıştım :) (yalan söyledim, alışmadım ve hiç bir zaman da alışmayacağım. Ana avrat küfür etmeye devam!)

Yerli malı yurdun malı stayla İstanbul'dan İtalya'yı anlatamıyorum sevgili okuyucularım. Bana tekrar yazı yazsana diyen takipçilerim, sizleri çok seviyorum ama olmuyor işte. Daha doğrusu vakit buldukça oturup blog yazmak yerine ya spor salonuna gidiyorum ya da yatıp uyuyorum. Yazmam gereken konu sayısı yirmiyi aştı, bir ara oturup hepsini yazacağım, söz!Mesela bir sürü yemek tarifi var sırada ama üşengeçlikten hiçbir şey yapmıyorum. Şu anda okuduğunuz yazıyı da bloguma yazmayı çok özlediğimden ve an itibariyle yapacak işim olmamasından dolayı yazıyorum.

Son yazdığım yazının üstünden bayağı zaman geçti. Daha önceden benim gibi yurt dışında yaşamış ve Türkiye'ye geri dönenlerin söylediği gibi bir süre sonra seni uyuz eden her şeye alışıyormuşsun kiii öyle oldu, söylenmeyi bırakıp nelerden mutsuz olduğumu bulup çözebileceklerimi çözüp çözemeyeceklerim için şaçımı başımı yolmayı bırakınca hayat daha bir güzel oldu. Mesela evimden (Bahçelievler Ağaoğlu My City) çok mutsuzdum, hoop Bağdat Caddesi'ne geri taşındım. Zaten yıllardır çalıştığım şirketim de ani bir kararlar tüm ofisleri Çerkezköy'e taşıma kararı alınca artık Bahçelievler'de yaşamanın bir anlamı da kalmadı. Ocak 2014 itibariyle yeni işimde çalışıyorum ve artık Levent'de bir plaza kadınıyım.

Bu arada yazmadan geçemeyeceğim, İstanbul'a iyi ki dönmüşüm çünkü 31 Mayıs'da Taksim'de başlayan Gezi parkı protestolarına bizzat katılabildim. Eğer İtalya'da olsaydım çok içimde kalırdı. Cadde Kızı Zehra hayatında ilk defa kendi çapında anarşik olaylara katıldı :) Sonraaaa üniversite yıllarından beri sıkı takipçisi olduğum Pole Dance için İstanbul'da kurs buldum ve yaklaşık 4 aydır buraya gidiyorum. Aşırı çok çok zor ama olsun, eve diktim direğin, yakında youtube videolarımla sizlerleyim. Hatta pole dance hakkında blog yazmayı planlıyorum, o kadar sevdim. Pilates dersleri bile alacağım, bu konuda o kadar hevesliyim yani.

Uzun zamandır yazmayınca neyi yazacağını şaşırıyor insan :) Aklıma başka gelenler olursa buraya ekleyeceğim ama artık dönüş sürecimi tamamlamış bulunuyorum. Vatana, millete ve takipçilerime hayırlı uğurlu olsun

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder